AliExpress University | Blog

BLOG | Kriz Dönemlerinin Dış Ticaret Üzerinde Etkisi


FİNANSAL KRİZLER VE PANDEMİ DÖNEMİ KRİZLERİ

Bu makale’ de Kriz Dönemleri, Dış Ticaret yapan işletmelerimiz üzerinden değerlendirilmektedir. Kriz dönemleri finansal boyuttaki krizler ve salgın etkisi ile yaşanan krizler olarak değerlendirilmiştir.

 

1-Finansal Krizler

Yerküre giderek daha da sık aralıklarla tekrarlanan ekonomik krizler ile sarsılmaktadır. Küresel krizlerin meydana gelme aralıkları kısalırken, şiddetleri artmakta, etkilediği coğrafyalar genişlemekte ve gündemde kalma süreleri gitgide uzamaktadır.

Küresel ekonominin dünyanın herhangi bir yerinde veya bölgesinde meydana gelen olumsuz gelişmelere duyarlılığı da artmaktadır. Ulusal Ekonomi kavramı yok olmaya başlamış, ülkeler kendileri tarafından kontrol edilemeyen krizler ile sarsılmıştır.

 

Küresel ekonomik sistem, içerisinde herhangi bir oyuncusunda meydana gelen finansal kriz ile sarsılabilmektedir. Dalga dalga yayılan ekonomik krizlerin sonuçları özellikle gelişmekte olan ekonomiler için çok daha yıkıcı olabilmektedir.

 

Kronolojik olarak, 1929 krizini, 1973 petrol krizini, 1997 Asya Finans Krizini, 2008 Küresel Finans krizini sayabiliriz. Türkiye özelinde ise, 1994 krizi 1998-1999-2000 kasım- 2001 şubat krizlerini yaşadık.

2001-2007 yılları arasında Türkiye’nin ihracat rakamlarına baktığımızda 2001 yılında Türkiye’de yaşanan finansal krizin ardından ihracat rakamlarında 2001 yılından başlayarak 2007 yılı da dahil olmak üzere sürekli artış gözlenmiştir. İhracat yapan bir şirketseniz ve döviz bazında borçlandıysanız kurların artmasından çok fazla etkilenmeyeceksiniz hatta TL olan maliyetleriniz varsa döviz bazında değer kaybettiği için ekstra kar ediyorsunuz demektir. 

 

2008 yılı sonunda dünya ekonomisi gündeminde önem teşkil eden  küresel ekonomik kriz, 2009 yılı sonlarından itibaren etkisini, avro bölgesinde başlayan borç krizleri nedeniyle varlığını avro krizi olarak sürdürdü.

 

 AB’nin dış ticaret düzeyi ve ilişkileriyle birlikte, AB ile ticaret ilişkisinde bulunan ülkelerin de ticaretini etkiledi bu durum oldu.  Avronun değer kaybetmesi nedeniyle dış ticaretin boyutları da değişti.

Bu durum, Çin’in dünya ticaretindeki önlenemez yükselişine ve AB ve ABD’nin, krizden çıkmak ve ticaret engellerini kaldırıp yeni bir ticaret bloğu oluşturmalarına yol açtı.


Türkiye'deki üretici ve Tedarikçilerin finansal krizleri fırsata çevirmesi ve dolayısıyla Türk ekonomisine katkıda bulunmaları mümkün. Bunun yolu ise e-ihracattan geçiyor. Şimdiye kadar E-ihracat alanına bütçe ayıran ve bu yönde yatırım yaparak hareket eden tüm şirketler krizleri lehlerine çevirmişlerdir.

Sürdürüceğimiz e-ihracat hamleleri ile ülke olarak dünya pazarına açılabilir ve bulunduğumuz konum itibariyle küresel e-ticaret pastasından çok ciddi bir pay alabiliriz.  Kendi iç pazarımızı ekonomik kriz dönemlerinde büyütemeyeceğimizi görmeli ve dış pazar şansını her zaman değerlendirmeliyiz. Dövizin yüksek oluşu saysinde,  ucuz  ve  nitelikli  ürünlerle çıkış noktası bulmamız kaçınılmaz. Ürünlerimizi dış pazara açmak için ise, en etkili kanallar yurtdışı pazar yerleri olmaya devam ediyor. Maliyet Avantajları ve Marka bilinirlikleri ve müşteri üzerindeki etkileri ile Türk Satıcıları için büyük önem taşıyorlar. E-İhracata hak ettiği değeri verelim…

 

 

2-Pandami Dönemi Krizleri

Dünya ekonomisi 1990 yılından bu yana son otuz yıl içinde 5 kez resesyon ile karşılaştı.

Tamamında ekonomi nedenler belirleyici olmuşken, küresel ölçekte bir salgın ile karşı karşıya kaldık.  

 

İhracatçılarımızı koruyalım

2003 yılında yaşanılan Sars, 2011’ de ortaya çıkan Mers salgınlarında dünya mal ihracatında bir daralma oluşmadı.

Aksine 2003’ de dünya mal ihracatı yüzde 16,8 büyüdü. MERS'in ortaya çıktığı 2011 yılında ise dünya mal ihracatı yüzde 17,3 arttı. Her iki salgının da dünya mal ticaretine etkileri olmadı. 

Bu rakamlar bizlere, kriz dönemlerinde en verimli yöntemin E-ticarette mevcut pazarları korumak ve yeni pazarlara girmemiz gerektiği gerçekğini bir kez daha ispatlamaktadır.

Içerisinde bulunduğumuz yılda yaşamakta olduğumuz Koronavirüs Salgını ilk aylarda, Dünya genelinde tüketim harcamalarını azaltmış ve ihracatta azalmaya yol açmışsa da, özellikle haziran ayından itibaren normalleşme süreci ile birlikte yıl sonuna kadar umut vade den gelişmeler göstermektedir.

Yazıma son verirken altını çizmek isterim,

 

İhracatçı firmaların sadece yüzde 7’si bir sonraki yıl ihracat yapmayı bırakırken, ihracatçı olmayan firmaların ise yüzde 20’si bir sonraki yıl ihracatçı olma kararı almaktadır.

 

İhracat’ a hak ettiği değeri verelim…